Biz Olamayanlar…

23 10 2009

”Bu projeyi BEN başardım.” , ”Bugün toplantıda müşterileri BEN ikna ettim, BEN olmasaydım kimsenin birşey becerebileceği yoktu.” , ”BEN çok titizim, BEN çok zekiyim, BENİM param,  BENİM işim, BENİM hayatım.”

Sadece iş yaşamında değil, gündelik hayatta da  aynı cümleleri duymaktan öylesine sıkıldım ki… Yapılan her işin ardından bireylerin kendini ön plana çıkarma çalışmaları, diğerlerinin dikkatini çekebilmek için  kendini ispatlama gayeleri,  başkalarının eksikliklerinden, çaresizliklerinden mutluluk payı çıkarmaları artık sinirlendiremiyor bile.  Farklı olmaya, üstün olmaya o kadar takıntılı hale gelinmişki   birine benzetilmek bile mutsuz ediyor. Sürekli kendilerinden  bahsetmelerinin başka bünyelerde yarattığı  boğulma hissinin farkına bile varmıyorlar.

Başarısızlıklar sürekli başkalarının ihmalkarlığı, tembelliği, disipsizliğinden  kaynaklanıyor ama başarılar  sadece bir kişiyi içeriyor.  Ben demeye alışmış beyinler bir türlü BİZ demeyi beceremiyor.





Macera Yarışları Vol.1

31 07 2009

IMG_0064Geçen haftasonu katıldığımız Yeniay Macera Yarışında bu kadar eğlenip hırslanabileceğimi hiç düşünmemiştim açıkcası. İki kişilik gruplarla yapılan yarışma macera koşusu, kısa, orta, uzun parkurlardan oluşup ; katılınan parkura göre koşu, oryantiring, bisiklet, mağara geçişi, kanyon ve ip geçişleri gibi etaplar içeriyor. Orta ve uzun parkurlar bir gün öncesinden başlayarak gece devam ediyor. Elinizdeki pusula ve harita yardımı ile önceden belirlenen varış noktalarına sırası ile ulaşmanız gerekiyor.

Daha önce hiç denemediğimiz için macera koşusuna katılmaya karar verdik. Kondisyonumuzda  yalnızca sahilde bisiklete binmekten ibaret olduğu için nasılsa sonuncu oluruz diyerek kamp yapıp eğlenmeye gitmiştik.Taki o kadar insanı bir arada şevk içinde görene kadar… İki defa orman içinde kaybolup başladığımız yöne dönmemiz ,15 kmlik bir mesafeyi 20-25km’ye çıkarmamız moralimizi biraz bozsa da yarışmayı tamamladık.

Son zamanlarda bu kadar hırslandığımı ve eğlendiğimi hatırlamıyorum.Gördüğümüz ceylan ve kirpiler de cabası… İstanbul’dan,  sıkıcı iş yaşamından biraz olsun uzaklaşmak istiyorsanız mutlaka katılmalısınız, şiddetle tavsiye ediyorum.

Not 1:  Birkaç kişi hariç acemi kimse yoktu. Anlattığım kadarıyla kolay bir iş sanmayın. Katılanlar bu işi defalarca yapmış insanlar.

Not 2:  Orta ve uzun parkur resimleri için http://www.macerayarislari.com/docs/yarislar/2009/may_yeniay_2009_foto.php

[Biraz gözünüz korksun. :) ]

Not 3:  Lütfen sonuçlar kısmına tıklamayınız!!

macera yarışı





Kendime Notlar: 1

31 07 2009

Gazetede okuduğum ”Nijerya kan gölüne döndü.” haberi aklıma geçen sene Nijerya’ya çalışmak için giden bir arkadaşımı getirdi. Sürekli ölüm, kaçırılma,tecavüz olaylarıyla gündeme gelen bir ülkeye tereddüt etmeden gitmesi sadece beni değil, tüm çevresindekileri şaşırtmıştı. Gitmesindeki sebep burada başka bir  işten para kazanmasına rağmen kendi mesleğini yapmak istemesiydi.Şu an mutlu olup olmadığını bilmiyorum fakat benim gibi  risk almaktan çok korkan birinde bile hayranlık uyandırmıştı.

Aradan bir yıl geçip onu bıraktığım yerden  geriye bakınca hep sığ suları tercih ettiğimi farkettim. Bir işi garantiye almadan diğerine geçemeyip , yurt dışında salgın var diyerek tatili erteleyip, ufacık şeylerin hesabını yaparken buldum kendimi..

Özel hayatta olsun  iş hayatında olsun cesaret olmadan işler yürümüyor. Arkanızı kollamak isterken bir bakıyorsunuz ki geride tonlarca fırsat ve keşke ile başbaşa kalmışsınız. Çocuklarını sürekli denetim,gözetim alında tutan, bir taraftan korumak isterken en büyük zararı veren  ebebeyinler gibi kendi kendinizin düşmanı olmuşsunuz.Zaman hızla akıp geçiyor.Sonucu  iyi ya da kötü her zaman  ”KEŞKE” gibi pişmanlık dolu, ağır bir yükten daha  iyidir…





CA….. :(

6 05 2009

Çok yakın bir arkadaşımın annesine akciğer kanseri teşhisi kondu. Bu kelime telaffuz edildiği an tüylerim diken diken oluyor. Bu kadar yayıldığı görmek ,sürekli birilerinin kansere yakalandığını duymak büyük bir üzüntü veriyor.

Kanserojenler hayatımızın her alanına yayılmış vaziyetteler. Yediğimiz yiyecekler, kullandığımız temizlik ürünleri, beğenerek aldığınız tshirtte , soluduğumuz egzozlu hava , her yanımızdaki radyasyon DNA mızda değişimlere sebep oluyor. Bir tarafta organik tarım, sağlıklı beslenme,antioksidan trendi yayılırken bir taraftanda aslında kendimizi kandırıyoruz. Siz istediğiniz kadar uzak durmaya çalışsanız da birileri sürekli yaşamınıza hormonlu, sentetik, yapay ürünleri sokuyor. Üzerine titrediğiniz bebeğinizin sütüne su katıldığı anlaşılmayıp protein testinden geçsin diye ”melamin” denen maddeyi koyuyor ,yediğiniz zeytin daha parlak görünsün diye siyaha boyanıyor….ve daha niceleri….

Kabullenmesi çok zor ama toparlanıp bu zor dönemi atlatabilmesi için destek olmak gerekiyor.Hastalıkla ilk yüzleşme safhaları hastanın kendinden çok yakınlarını bu duruma alıştırmaya çalışmasıyla geçiyor. Hastane ortamında hastanın da, hasta yakınlarının da neler yaşadıklarına ne badireler atlattıklarına birebir şahit olabiliyorsunuz. Tedavi tolere edilmesi zor ,psikolojik destek gerektiren ve maddi açıdan zorlayan uzun bir süreçten geçiyor. Galiba yapılması gereken en anlamlı şey sevginizi ve varlığınızı hissettirmek…ve sürekli dua etmek..

(hatişim uzakta olsam da aklım ve kalbim hep sizinle…)





Doktor olmak ya da olamamak (!)

17 04 2009

Sağlıkla uğraşan bir arkadaşım sohbet esnasında diş hekimi, eczacı ve sağlık sektöründe çalışanların öncelikle tıp okumak istedikleri, olamadıkları için sağlıkla ilgili diğer branşlara yöneldiklerine dair bir fikir ortaya attı. Bu fikir çok fazla destekçi bulunca  karşı tezimi yeterince savunmaya fırsatım olmadı.

Bu sohbet aklıma birkaç sene önce doktor bir arkadaşımın ” Benimle aynı puanı aldığın halde doktor olmak dururken  neden eczacılık gibi saçma sapan bir bölümü yazdığını aklım almıyor” demesini getirdi. Kızmak bir yana bu söylediği sadece tuhaf gelmişti.

Uğur Özmen hocamın bloğundaki ”Ünvan’a Odaklı Olanlar” yazısındaki gibi isim değil, isminin önündeki  title insanları daha çok cezbediyor.

Doktorluk sabır, cesaret gerektiren meşakatli bir iş. Sadece oturup saatlerce kitapları ezberlemekle  iyi doktor olunamayacağı kesin. Karşınızdakinin acısını da üzüntüsünü de sırtlayabilecek kadar  işine  inancı olması gerekiyor yoksa suratına bile bakmadan, iki öksür al sana antibiyotikten öteye geçemez mesleki becerisi. Hala bu yaşımda yoğun bakım ünitelerindeki hastaları görünce ne kadar doğru bir tercih yaptığımı, böyle bir yükün altından kalkamayacağımı anlıyorum. Sadece bunun için geçerli değil aynı şekilde  pilotta, terzide ,kasapta olamazdım. Seçimlerimizi  sadece isteyip yapamadıklarımız değil, yapmayı istemediklerimiz  de belirliyor. Hayatımıza yön veren; korkularımız, ilgi alanlarımız, hayat tarzımız, alışkanlıklarımız var. Ben ”insan isterse her işin üstesinden gelir” e inanan  biri değilim. Kediden ölesiye korkan biri,  sirkte aslan terbiyecisi olamaz.

Herkes hayatını kazanmak için seçtiği mesleği zevk alarak icraa etmeli. Bile bile sosyal baskı ile yapılan seçimler doktor olsun öğretmen, mühendis olsun kendine ve  diğerlerine yarar sağlamıyorsa prestij kaybı yaratır. Sen çok iyi bir öğretmen olabilecekken bir bakmışsın ki çok kötü bir doktor olup çıkmışsın..





Drugstore FOR YOU Çok Yakında!!

9 04 2009

Yaşadığı finansal sıkıntılardan ötürü mağaza kapamaya ve yeni konseptiyle yüz değiştirmeye giden Aziz Zapsu’nun sahibi olduğu For You marketler zinciri; yeni ismi ile eczacıların tepkisine sebep oldu. Yapılan açıklamalarda ilaç satma, market eczane gibi bir kavramla pazara çıkmadıkları belirtilse de, Eczacı Odaları ve eczacılar tarafından Sağlık Bakanlığına yüzlerce şikdragstoreayette bulunulmuş.

Suçu burda sadece For You lara yüklememek gerekiyor, neredeyse bütün büyük marketlerin raflarında Tarım Bakanlığı onaylı vitamin, protein takviyeleri, bitkisel haplar mevcut. İlaç sektörünün pazarda gerçekten ağız sulandıran bir dilimi olduğu aşikar. Eczaneler açısından tartışıldığında genelde alınan tepkiler ”Yurtdışında da bu ve benzeri mağazaların bulunduğu, eczacıların sadece kar amaçlı, bu oluşumlara tepki gösterdiğine ” yönelik ..Drugstorelar yurtdışında tam da For You nun konseptine uygun şekilde yani kozmetikten mücevhere süs eşyaları çikolataya kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip marketler. Bünyesinde ayrıca reçetesiz ilaçları da barındırıyor.

Üzülerek belirtmek istiyorum ki eğitim düzeyi düşük olan ülkelerde reçetesiz verilen ağrı kesici, pastil, vitamin satışının önünün açılması gerçekten çok tehlikeli.

Bizzat şahit olduğum bir olayda; orta yaşlarda bir kadın hasta doktor tarafından reçetelendirilen antibiyotik ve T. Hot isimli sıcak suda eritilen ilacı bir kaç gün sonra korkunç bir bulantı ve semptomlarında her hangi bir değişme olmadığı için eczaneye getirmiş, sonrasında ilaçların hastayı neden bu hale getirdiğini öğrendiğimizde de çok şaşırmıştık .Hasta yutması gereken ilacı sıcak suda eritip, suda eritmesi gereken kuru tozu boğazından aşağıya boşaltmıştı. İlacı verirkende yanında bulunduğumdan hastaya ilacı nasıl kullanması gerektiğini anlattığını görmüştüm. Eminimki doktoruda bunu mutlaka belirtmiştir.

Bunu yapan kör cahil böyle insanlar var mı desekte bunun yüzlerce örneği var. Aynı şekilde kaç tane eczacı ilacını satıp parasını almak dışında halk sağlığıyla ilgileniyor bunu da tartışmak gerekir. Her iki taraf içinde düzeltilmesi gereken bunca eksik varken kontrolsüz hangi ilaç olursa olsun satışının önünün açılması yanlış olacak.

Basit bir ağrı kesici dediğiniz parasetamol yüksek dozlarında karaciğer harabiyetine sebep verir, kullanılan bitkisel ilacınız tansiyon veya şeker ilacınızla etkileşip ilacın yeterli etkiyi göstermemesine , her boğaz ağrısında yardımımıza koşan antibiyotikler dirençli suşların üremesine, süperenfeksiyonlara, fırsatçı mantar enfeksiyonlarına sebep olabilir.

Son olarak Paraselsus’un bir sözünü hatırlatmak iserim  “Tüm maddeler zehirdir, ilacı zehirden ayıran dozudur“. Lütfen bilinçsizce ilaç tüketmeyelim…





Grip & Nezlede Şeker Niyetine İlaç Almayın.

19 02 2009

yas012Grip & soğuk algınlığı öncesinde meydana gelen başağrısı, ateş, halsizlik ve burun akıntısı pek ciddiye alınmasa da gerçekten rahatsız eden semptomlar. Bu sorunlardan sıkılıp,  hastalık kendini iyice göstermeden  tedbir amacıyla kullanılan ilaçlar bazı durumlarda hastalık süresini ve bu belirtileri daha uzun süre çekmekten başka bir işe yaramıyor.

Nezle & soğuk algınlığında oluşan fazla mukus doğrudan ciğerlere ve mideye doğru akarak hem bulantıya hem de öksürüğe neden olur. Öksürük vücutta mukusu dışarı atmak için meydana gelen bir defans sistemidir. Öksürük kesen ajanlar bu defansı ortadan kaldırıp, kişide rahatlamayı sağlasa bile bir nevi birikim yapar. Bu gibi durumlarda öksürüğü kesmek yerine ekspektoran denilen balgam söktürücüleri kullanmak çok daha yararlı olacaktır.

İçeriğindeki psödoefedrin, kodein vb. maddelerden ötürü çoğu  kontrole tabi olan bu ilaçlar ülkemizde çok rahat temin edilebilmektedir.  Bir çok Avrupa ülkesinde bu tarz ürünlere  kimlik ve alınan doz miktarlarını belirten formlar olmadan ulaşılamıyor.

Burun akıntılarının da verdiği rahatsızlık (kırmızı ve sürekli akan  bir burun,rahat nefes alamama)sonucu kullanılan dekonjestan spreylerinde 3-5 gün süresince kullanılması gerekir; Aksi taktirde yerini rebound konjesyon denen ilaç kullanımı olmadan kesilmeyen  bir burun akıntısı ile karşı karşıya bırakabilir. Böyle basit durumlarda okyanus suları(bildiğimiz tuzlu su) kullanarak üstesinden gelmek , ciddi durumlarda ise  doktor tavsiyesi dışında ilaç kullanmamak daha doğru olur.

Şunu unutmamak gerekir ki;çok masum gözüken, yan etkisi olmadığını düşündüğünüz ilaçlar bile bilinçsizce ve fazla tüketildiği taktirde vücuda zarar verecektir.





SGK’lılar İlaçsız Kalıyor!!!!

2 01 2009

51 Eczacı Odası ve 24 bin eczane adına  TEB’in  (Türk Eczacılar Birliği)yaptığı açıklamaya göre Ocak itibari ile ”İlaç Alım Protokolü”nde uzlaşma sağlanamaması yüzünden protokol fesedildi.

2 Şubattan itibaren sigortalılar ilaçlarını ücretli almak zorunda kalacaklar.

Eczacıların uzun bir süredir devam eden mağduriyetinin bir zaman sonra halka yansıyacağı aşikardı. Eczane sahibi bir eczacı değilim fakat arkadaşlarımın yaşadığı sorunlara çok yakından şahit oldum.

Uzun süredir eczaneler devlete ait bir kamu kuruluşuymuş eczacılar da birer tahsilat memuruymuş gibi muayene ücretlerini devlet için topluyor. Yolladıkları reçetelerin bedellerini  aylar sonra, kesintiye uğrayarak alabilen eczaneler  muayene farklarını hemen ödemek zorundalar. Hasta muayene olup eczaneye gitmese bile diğer seferlerde eczaneye uğradığında bu parayı ödemek zorunda.

Eczaneler bazı hastalar tarafından bu parayı zorla tahsil ediyor gibi algılanmakta ve bir çok sorun yaşamaktalar.

İlaç kısıtlamasına gidilerek; bu ilaç bu hastalıkta ödenmez, bu ilacı bu branş doktoru  yazamaz sadece bu doktor  reçetelendirebilir gibi dayatmalar da doktorlarımızı zora sokuyor. Yıllarca okuyup, edindikleri bilgileri tedavileri uygulayamayacaklarını öğreniyorlar.

Burada maalesef eczacı da mağdur; halk da …

Bir tansiyon ilacının, diyabet  ilacının fiyatı bile 100 YTL ‘yi geçerken asgari ücretle geçinen  bir vatandaşın bunları para ödeyerek almasına imkan yok.. Binlerce YTL tutan kanser ilaçlarından bahsetmeme bile gerek yok sanırım.

Sağlığın pazarlığı olmuyor; umarım biran önce bir uzlaşmaya varılır..





Bitkisel Ürünler, Zayıflama Hapları? Sağlığınızdan Olmayın!

29 12 2008

Halk arasında bitkisel içerikli, üzerinde doğal yazan ürünlerin tamamen güvenilir(!) olduğuna dair yaygın bir inanç var. Ürünün nereden geldiğine, hangi firma tarafından piyasaya sürüldüğüne ve maalesef içeriğine dikkat edilmeksizin bilinçsizce tüketiliyor ve her geçen bu ilaçların satışı artıyor. Kulaktan dolma bilgilerle özellikle Çin’den gelen bu preparatların kullanımı ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor.

FDA’in (US Food & Drug Administration) yayınladığı makalede 25 farklı zayıflama ürününde kullananların sağlığını tehlikeye atacak, açıklanmamış aktif farmasötik içerik bulunduğu saptanmış. Bu açıklanmamış maddeler arasında; “sibutramin, rimonabant, fenitoin, fenolfitaleyn” (kimyasal deneylerde kullanılan ve kanser yapıcı bir ajan şüphelenilen bir maddedir.) bulunmaktadır.

r144937_506531

FDA bu tarz ürünleri kullananların, bunları almayı kesip sağlık profesyonellerine başvurmalarını tavsiye ediyor. Çünkü bu ilaçlar, yüksek kan basıncı, taşikardi, kalp krizi, çarpıntı ve felç gibi etkilere sebebiyet verebiliyor.

Buradan haraketle tüm bitkisel ürünler kötüdür, kullanılmamalıdır gibi algılanmasın. Bu veya benzeri ürünler alındığı yer, güvenilirliği araştırılıp içeriği kontrol edildikten sonra tüketilmelidir.

Market ve neredeyse bakkallara kadar inen bu preparatların sağlık profesyonelleri kontrolünde kullanılması, gelişi güzel (komşu! tavsiyesine göre) kullanılmaması gerekmektedir.

Aman Dikkat! Kısa zamanda, hızlı zayıflamak uğruna yada antioksidan ve vitamin takviyesi alıp sağlığınıza sağlık katacağınızı düşünürken, sağlığınızdan olmayın…

shrimpplant8003